HULUSİ YENAL: HAKEMLERİM NAZİK AMA NARİN DEĞİL
Pazartesi, 21 Kasım 2011 13:26
Altyapıbasket.com Özel Röportaj / Ali Emre DedeoğluHakemlik gerçekten zor meslek. Saymakla bitmez özellikler gerektiriyor. Açık konuşayım hayatta yapacağım en son meslek hakemlik olsa gerek. Yıllar evvel izleyeyim diye gittiğim bir hazırlık maçında hadi gel sen hakemlik yap dediler aldım düdüğü ağızıma ve daha ilk pozisyonda mis gibi bloğu gittim faul çaldım. Hakemleri eleştirmek saha dışındakiler için o kadar kolay ki ama işte o gün anladım işin aslını desem yeridir.
Geçen hafta yazdık Sakin Yavaş diye. Hakem de hakem, hakem de hakem demiyelim devamlı dedik. Peki altyapibasket.com'a bu kadar hakem eleştirisi geliyor madem bir de işin başındaki kişiye soralım "hakemlerin performansı nasıl ? " dedik ve Hulusi Yenal ağabeyimizden söyleşi yapmak üzere randevumuzu aldık.Aslında sizlerin de sorularını almak istiyorduk ama sıkışık zamanda ancak biraraya geldik ve söyleşiyi gerçekleştirdik. Ben sordum Hulusi ağabey dobra dobra cevap verdi. Buyrun bakalım İstanbul Hakemliğinde son nokta neymiş ?
İstanbul Hakem Komitesi Başkanı Hulusi Yenal cevaplıyor;
Hulusi ağabey göreve geleli 4 yıl oldu bu süre zarfında istediklerinizi ne ölçüde gerçekleştirdiniz?
Biliyorsun ben 30 yıla yakın hakemlik yaptım ve bu süre zarfında belkide rekor sayıda maç yönettim. Hakemliği bırakmaya karar verdiğim zaman İstanbul Basketbol İl Temsilcisi Sayın Cihat Levent bana bu görevi teklif etti. Altyapılardaki sorunların neler olduğunu iyi bildiğimi düşündüğüm için bir yerden başlamak gereketiği kanısındaydım ve ben de ekibimle beraber , inandığım insanlar ile bu camiaya bir şekilde hizmet etmiş kişiler ile bu işe soyundum.
Başta Ercan Kümbül olmak üzere, Savaş Ertürk, Yavuz Akıska gibi isimler ile bu görevi kabul ettim.
Bu şekilde bir başlangıç yaptıktan sonra ilk senemizde baktık ki bir eksikliğimiz var. Bu eksiklik kadın hakemlerimizin sorunlarına eğilemediğimizdi. Yıllarca il hakem komitesinde kadınlarımız rol almamıştı. Bunun üzerine ilk olarak kadın hakemlerimizin sorunlarına da eğilebilmek amacıyla yıllarca gerek masa hakemliği gerekse orta hakemlik yapmış bu konuda deneyim sahibi olan Sayın Figen Keskin'i organizasyonun içine dahil ettik ve 3 senedir tamamen kadın hakemlerimizden sorumlu bir şekilde komitemizde görev yapıyor.
Sorunları bilerek geldik ve istikrarlı bir yönetim anlayışı ile bu sorunları her sene adım adım gidermeye çalıştık. Şuan geldiğimiz noktada şunu söyleyebilirim gerek masa hakemliğinde olsun gerekse orta hakem düzeyinde "elit" diyebileceğimiz hakemler yetiştirdik ve yetiştirmeye devam ediyoruz.
Masa hakemliğinde özellikle 2010 Dünya Şampiyonası'nda son derece başarılı bir organizasyon yaptık ve FIBA'dan teşekkür mesajı aldık.
Bu sene İstanbul'da düzenlenecek olan THY Euroleague Final Four maçları için de hazırız ve orada da organizasyon olarak hiç bir sıkıntı olmayacağı garantisini veriyoruz.
Hedeflerinize ulaşabildiniz mi peki?Bence hedeflenen noktaya gelemedik. Biz bu işe başladığımızda ilk senemizde C Klasman aday adayı listesini 8 kişi arasından yapabildim. İstanbul'da genç hakemim yoktu ancak bu sene 29 kişi arasından seçim yapacağız. Rakam olarak ciddi bir ilerleme var ve aday adayı yaş ortalaması 23 . Genç bir jenerasyona sahibiz diyebiliriz. İlk geldiğim sene 67 orta hakemimiz varken şuan bu sayı 131.
Rakamın iki katına çıkması önemli değil ama dediğim gibi elit hakem olması önemliydi. Bunu bir ölçüde başardık ama hedeflediğimiz nokta olarak şunu kastediyorum: Bizim gözlemci raporlarımız var ve bu raporlara baktığımızda ilk senemizde başarı oranımız %53 idi. Bu gittikçe artıyor ki geçen sene %67'yi yakaladık. Bu seneki oranımız %72 seviyelerinde. Bizim hedefimiz, hayalimiz %90 ama bunu yakalamak oldukça zor bunun farkındayız. Hedefimiz %80 bunu başarabilirsek o zaman İstanbul'daki hakem sorunu aşağıya inmiş ve bizde hedefimize ulaşmış oluruz ancak şuan için hedeflediğimiz noktada değiliz.
Şunu da belirtmek lazım %80 de zor bir oran çünkü hakemler çok genç ve genç oldukları için hata yapabiliyorlar ama zoru başarmak da önemlidir diye düşünüyorum.
Bu sene Basketbol il temsilciliğinin değişimi söz konusu olası bir değişiklikte sizin göreve devam edip etmeme gibi bir durum söz konusu mu?
Biz bir ekip olarak yola çıktık ve ciddi bir çalışma içindeyiz. Yeni yapılanmada ne olur, ne olmaz gibi soruların sorulma döneminin olduğu kanısında değilim. Önümüzdeki haftanın hakem atamalarını yapıyoruz. İstanbul'da 35 hafta oynandığını düşünürsek sezonun üçte biri bitmiş vaziyette ve bu saatten sonra yeni bir değişim olması biraz riskli.
Bu sezonu bitirmeliyiz diyorsunuz.Tabi ki olması gereken bu, kanaatindeyim. Kaldı ki ne olursa olsun şuanki İl Temsilcimiz Sayın Cihat Levent, İstanbul için büyük bir şanstır bunu üstüne basa basa söylemek istiyorum, Basketbolun her alanında görev almış bir isim olması, oyunculuk, antrenörlük, yöneticilik ve hakemlik yapmış birisi olması bizim için büyük avantajdır. Sorunları çözmek adına bir yola başkoymuş ve bunun içinde çabalamıştır.
Genç hakemlerin olduğunu söylediniz hatalar yapabiliyorlar diyorsunuz sizce daha çok nerede hatalar oluyor?
Bizim en büyük sıkıntımız yeni jenerasyon çok fazla salonlarda maç izlemiyor ve bu bence büyük bir sıkıntı. Bir de Türk toplumunun genel sıkıntısı sadece hakemlerin değil ama bizde de oluyor bu durum, biran önce bir yerlere gelmek istiyorlar. İki düdük çaldı diye daha önce maç yönetmiş ağabeyleri ile kendilerini aynı kefeye koymaya başlıyorlar.
Bunları da geçelim en önemli sıkıntımız hakemlerimizi nazik yapmayı başardık ama narin yapamadık.
Benim hakemlerim kuralları biliyor. Biz onları eğitiyoruz, Ercan Kümbül eğitimin başında, deneyimli hakemlerimizden Murat Biricik bu işle ilgileniyor. Durmaksızın bir çalışma temposundayız.
Hakemleri bir şekilde eğitiyoruz ama hakemin de bire bir olayları yaşaması lazım. Deneyimli ağabeylerini izlemiyorlar, kendilerine yatırım yapmıyorlar...vs uzar gider ama bunlar önemli sıkıntılar.
Dediğim gibi iki düdük çaldı diye kendini klasmana aday göstermemesi lazım. Camianın içinde olması lazım, insanları tanıması lazım, maç izlemesi lazım, bu önemli bir süreç ve ustalık - çıraklık döneminden ciddi anlamda geçmeleri lazım ama bizim hakemlerimiz daha doğrusu gençlerimiz biraz sabırsızlar.
Nazik oldular narin olamadılar sözü dikkatimi çekti.Yeni hakemlik kursu açtık, dört senedir kulüplere yalvarıyorum, diyorum ki elinizde ileri gitmeyecek, basketbolcu olamayacak kız - erkek gençlerimizi sadece antrenörlüğe yönlendirmeyin bize de gönderin hakem yapalım.
Göndermedikleri zaman dışarıdan adam toplamak zorunda kalıyorum ve bunlar basketbolu yaşamamış bilmemiş insanlar oluyorlar. Bu nedenle eğitime şu cümleyle başlamak zorunda kalıyorum "Arkadaşlar bu gördüğünüz basketbol topudur" .
Hal böyle olunca ben kuralları öğretiyorum ama işi yaşamamış oldukları için, basketbolla daha önce bir ilişkileri olmadığı için kuralı katı olarak uyguluyorlar.
Esneklik konusunda maalesef başarılı olamıyorlar. İki tebessüm, bir mimik yapma konusunda sıkıntı yaşıyorlar o nedenle bizim camia içinden insanlar yetiştirmek yönünde ısrarımız oldu bu dönemde ama narin olma konusunda pek başarılı değiliz.
Siz birde askerlikten gelme bir insandınız ki benim de maçlarımı yönettiniz bu narin olma konusunda ön plana çıkardınız.
Ben askerliğin en güzel mesleğini yaptım, bandocuydum, müzik ile uğraştım. İnsana verilen değerin, gençlere verilen değerin hep karşılığını aldım. İnsanlarla, antrenörlerle, oyuncularla, velilerle iç dışlıydım, benim yapım farklıydı ve böyle bir hakemin de olacağını bir daha sanmıyorum.
Çocuklar ve seyirciler de beni benimsemişti, benim yönettiğim maçlarda bu diyaloglarımla sıkıntı yaşamıyordum diyebilirim.

Bu da belki iyi kötü bir şekilde insanların dikkatini çekiyordu camiyada.
Olabilir ama ben eğitime inanan bir insan olduğum için çocuğa ne verirsen onu alır kanaatindeyim. Eğer o çocuğa doğruyu öğretirsen ileride üst seviyed işin kolaylaşıyor ve o çocuk sana yardımcı olmaya çalışıyor. Hem yönetiminde hem de yaptığın bir yanlışta geçmişten gelen inancından dolayı sana yardımcı olmaya çalışıyor. Kısacası seni seyircinin ve kulüplerin önüne atmıyor bu çok önemli bence.
Şuan işin idarecilik tarafındayım ve aynı şeyi bu tarafta da yapıyorum. İnsandan daha önemli bir şey yok ve insana değer vermek benim için çok önemli.
Sadece hakem komitesi başkanı değilim kulüplerin de dert ortağıyım. Kapım herkese açık, telefonum herkese açık ve devamlı insanlarla diyalog halindeyim çünkü bana inanıyorlar ve güveniyorlar diye düşünüyorum.
Bu kadar süre maç yönettim attığım adam sayısı verdiğim teknik faul sayısı bir elin parmağını geçmez belkide o nedenle bu diyaloğu rahat sağlıyabiliyorum.
Öyle düşünmemek gerekiyor. Klasman hakemleri bu tür şeyleri aşmış insanlar ve orada bu tarz durumlar söz konusu olmaz fakat biz toplum olarak duygusal olduğumuz için biraz bunu sert kullandık denebilir. Yetkiyi çok aşırı sert kullanmamak gerekli.
Altyapıda spor okullarının da işin içine girmesiyle benchlerdeki antrenör seviyesi biraz düştü ve bu nedenle itiraz dozajları da maalesef kötü anlamda arttı.
Üstte de artmaya başlayınca FIBA ve TBF, sıfır tolerans adı altında önlem almak zorunda kaldılar. Ancak yine aynı noktaya değineceğim işin içinde basketbolu yaşamış hakemler olursa bu kurallar bu kadar sert uygulanmaz.
İlk haftalar sıkıntı yaşanmış olabilir ama bence artık oturmaya başladı biraz daha yumuşama var uygulamalarda bu tür sıkıntılar her türlü değişimde, yapılanmada yaşanabilir önemli olan karşılıklı önerilerle bir noktada buluşmak ki şuan için bir sıkıntı olduğu kanaatinde değilim.
Kulüpler ve oyuncular tarafından baktığımızda SAKİN YAVAŞ adlı yazımda da belirttim sanki onların tarafından da ciddi anlamda düzelme var.Hiç bir hakem şu takımda şöyle bir antrenör var böyle bir oyuncu var ben O'nu yola sokayım düşüncesinde maça gitmez. Hakem işini bilir, hakem hergün değişik bir maç yönetiyor, bir önceki maçı düşünecek durumu yok.
Fakat bu sıfır tolerans olayı senin de dediğin gibi herkes kendine bir çeki düzen verdi. Bakma ilk günlerde sıkıntılar yaşandı ama dediğim gibi oturdu.
Aslında bu sıfır tolerans olayı benim hakemlik dönemimde de gelmişti ama benim yönettiğim bir maçta baktık skorboard kıpkırmızı oldu, dokunana faul çaldık, ağzını açana teknik faul çalındı ve dedik ki bu maç bitmeyecek adam kalmayacak ama uygulamada sıkıntı yaşadık.
Şu bir gerçek herkes abartmaya başlamıştı ve işin tadını kaçırmaya başlamışlardı bir düzenleme gerekiyordu, yapıldı ve herkes de bunu benimsedi şuan bir sıkıntı yok ki bunun arkasına sığınarak maç yöneten hakem iyi bir hakem değildir çünkü sıfır tolerans elinde silah olmamalı.
Siz hakemlik döneminizde bazı anlarda antrenörlere neden öyle bir karar verdiğinizi bir şekilde anlatıyordunuz şuan bunu yapabilen var mı sizce?
Konuşmaktan ziyade çalmayı tercih ediyorlar. Bu maalesef böyle. Karar vermek ile işin içinden çıkmaya çalışıyorlar. Kısa bir mülakat ile geçiştirebileceğin bir durumu uygulama ile halletmeye çalışınca konuşma ortamını yokediyorsun.
Daha sonra konuşmaya çalışınca da bu sefer de karşındaki senin ceza verdiğini algılıyor ve artık konuşmam diyor. Aslında tersten yapsak önce konuşsak sonra uygulamaya geçsek daha başarılı olabilirirz. İşin kötüsü yeni jenerasyon konuşmayı sevmiyor eskiler değil.
Genç hakemin kafasında şu var ; Ben kuralı uygularım, banane antrenör profesyonel çalışan, ben öğretecek değilim O'na bu saatten sonra kuralları.
Hakem böyle dediği an sıkıntı başlar. Örneğin bu konuda en büyük sıkıntı yaşadığımız küçükler kategorisindeki maçlara deneyimli ve tecrübeli hakem atıyorum ki sıkıntıların yüksek, tansiyonun üst seviyede olduğu maçları bu diyaloglar ile rahat atlatabilelim diye.
Geçmişte antrenörler, kulüpler eğitimci isterlerdi o zaman işimiz biraz kolaylaşırdı.
Şuan kulüplerden böyle bir talep yok mu?4 senedir bu işin başındayım bir kişi bile gelip talep etmedi. Özel organizasyonlarda dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum ama ne kadar başarılı oluyorum bilmiyorum. Bize anlatılan kurallar ile antrenörün oyuncuya anlattığı kurallar farklı olabiliyor o nedenle bir çakışma meydana gelebiliyor. Ortak noktada buluşmak lazım ki sıfır toleransta da yaşanan sıkıntı budur aslında.
Sezon öncesi toplantılarımız oluyor tüm kulüplerimizi İl Temsilcisi vasıtası ile sezon öncesi açılış toplantısına davet ediyorum ama bir tek sağolsunlar Beşiktaş ilgi gösterdi bu toplantıya. Herkese söylüyorum sıkıntılarınızı gelin dile getirin diye ama maalesef kulüpler kendi tarafında biz kendi tarafımızda kalmak zorunda oluyoruz.
Nedir mesela sizin tarafınızdan yaşanan sıkıntı?
Bazı konularda biraraya gelip karar vermeliyiz. Kulüpler, biz ve federasyondan yetkililer karar vermeli.
Ben toplandım kararımı verdim uygula derseniz sıkıntı yaşarız. Küçüklerde bölge maçlarında çocuğa üç sayı atma diyoruz gidiyoruz okul maçlarında atabilirsin evladım diyoruz.
Bu sefer gözlemci ve hakemler de karışıklık yaşayabiliyor.
Altyapıdaki gözlemciler konusunda eleştiriler var, bu konudaki görüşleriniz neler?
Biz dört senedir her maçı gözlemliyoruz. Bu yıllardır yapılmayan bir olaydır. Evet gözlemcinin seviyesi kalitesi tartışılabilir. Her gözlemciden istediğiniz verimi alamayabilirsiniz ama bunu deneyerek görebiliyoruz fakat şunu söyleyebilirim bu sezon gözlemcilerimizden en üst düzeyde verim alıyoruz. Üst düzey hakemlerimizin de altyapılardaki maçlara katılmasıyla hata oranımız ciddi anlamda düşüyor ki biz sadece gözlemcilerden değil bu tür üst düzey klasman hakemlerimizden de rapor alıyoruz.
Bu tür üst düzey hakemlerin altyapıya gelmeleri önemli ki genç hakemlerin yanında böyle üst düzey hakemleri görevlendirme uygulaması da önemli diye düşünüyorum.Evet böyle bir uygulamamız var. Hakem atamalarını ben ve ekibim yapıyoruz. Bu uygulama son derece önemli benim için ki geçen sene özel maçlar olsun bölge maçlar olsun bir çok maç ataması yaptım. Açık söylemek gerekirse 73 maçta hakem atamasında hata yapmışım. Atadığım 73 maça yanlış adamı atamışım. Bu benim hatam kabul ediyorum. 10.000 maçın oynandığı bir ilde bu tür üst düzey hakemlerin gelmesi önemli. Maçın selameti açısından üst düzey hakem olmalı ki yanına atadığım genç hakemin de tecrübe kazanması önemli ve ikisi arasındaki sinerjiyi de yaratmaya çalışıyoruz. Şuan ciddi bir jenerasyon yakaladık, İstanbul hakemliği ciddi anlamda geliyor, sadece hakem yetiştirmiyoruz, elit hakem yetiştiriyoruz. Hem kadın hem erkek statüsünde çok iyi bir jenerasyon geliyor uzun yıllar hakem problemi yaşamayacağız diye düşünüyorum.
Geçen sene bu röportajı yapmış olsaydık sıkıntı vardı ama bu sene içim rahat önemli, genç bir jenerasyonla İstanbul hakemliği biz görevi devretsek bile sıkıntı yaşamayacaktır.
Burda isim vermek de istiyorum C klasmanda iki kadın hakemimiz Eda Demiral ve Hilal Çiçek bence çok iyi gidiyorlar, ben onları B klasman A klasman değil daha üst düzeylerde görmek istiyorum ki alttan Sinem Tetik ve Özge Şentürk diye iki hakemimiz geliyor.
Bu isimleri yazmamızda bir sakınca görmüyorsunuz o zaman?Hayır görmüyorum bu isimler yukarılara aday insanlar ve umarım başarılı olacaklar. Onlara güvenimin farkındalar olumsuz yönde bir etki olacağını düşünmüyorum gelecek yıllarda klasmanda göreceğimiz isimlerdir bu kişiler.
Bu söyedikleriniz iyi, güzel, hoş ama bu insanlar kadın, erkek farketmez içlerinde öğrenci var ise yada çalışan, gelecekte kariyer tercihi yapmak zorunda kaldıklarında ne yapacaklar?
Bu çocukların üçte biri öğrenci. Yabancı dili olan eğitimli insanlar. Hakemlik bir yaşam biçimi. Çok büyük getirileri olan bir meslek olmayabilir. Benim de bir mesleğim vardı ki 32 yıl üst düzey askerlik yaptım ve hakemlik benim ayağıma bağ değil destek oldu. İşlerimi kolaylaştırdı ve bazı kapılar kendiliğinden açıldı diyebilirim. Biz de bazı zorlukları göz önüne alarak hakemliği yaptık
şuanki insanlar kendini mental olarak hazırlamalı ve uzun vadeli düşünüyorsanız ona göre yaşamınızı biçimlendirmek zorundasınız.Biz gençlere önem veriyoruz. Bizim zamanımızda klasman hakemliği yoktu her alanda maç yönetiyorduk. Rahmetli Muzaffer hoca uzun süre yetersizim diye maç vermedi ki şuan gençler kursu bitirdiği anda maç yönetebiliyor. Kısacası gençlerimizin elinde durum ve yaşantılarını ona göre şekillendirmeliler.
Organizasyon ciddi anlamda ileri düzeyde o zaman.
Evet bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Masa hakemliği konusunda benim zamanımda paspasçıyı masaya koyarken şimdi iki dil bilen masa hakemlerimiz bulunuyor. Üç Euroleague takımımızın da masa hakem kadrosu bulunuyor. Dünya Şampiyonası'nda ciddi çalışmalar yaptık teşekkür aldık. Orta hakem konusunda eğitimlerimiz çalışmalarımız devam ediyor 131 orta hakem ki bunun %70'i elit hakem sınıfında maçlar yönetiyor. Gözüm kapalı maç verebileceğim bir çok elit hakemim var. İstanbul hakemliği gümbür gümbür geliyor. Tabiki yeterli değil ama çıta yukarı taşındı daha yukarı taşınmalı.
Gelelim velilerimize, seyircilerimize, okurlarımıza. Onlar da tribünde olukça heyecanlılar ve biraz heyecanlarına yenik düşüyorlar gibi öyle değil mi?
Ali Emre bunlar çok normal. Dedim ya duygusal bir toplumuz diye. Bende bir babayım ve oğlumu tribünde seyrederken heyecanlanıyorum. Bizim en çok sıkıntı yaşadığımız maçlar, en çok sıkıntı olan ve olayların gerçekleştiği maçlar küçükler kategorisi.
Onları çok iyi anlıyorum. Aksinin olması mümkün değil çünkü sahadaki evlat.
Fakat şunu söylmek zorundayım. Çocuklarından biraz fazla beklenti içindeler. Her çocuktan bir İbrahim Kutluay yada Hidayet Türkoğlu olamaz. Ailelerde bu tür beklentiler oluşmuş durumda. Çocuğun basketbolcu olması çok önemli değil. İyi bir sporcu olamaz ama iyi bir spor adamı olabilir. Bu tür durumlara kulüplerde çok fazla önlem alamıyor, alamaz da çünkü karşılıklı ilişkiler söz konusu. Maddi çıkar ve bir takım hesaplar olabiliyor. Bu tür bekletilerin olduğu ortamlarda günah keçisi hakemler olabiliyor.
Ama ailelerimizden ricam biraz daha ılımlı ve sabırlı olsunlar, olaya hoş görülü bakmaya çalışsınlar. O çocuklar üst kategoriye geldiğinde o hakemin de üste çıkabileceğini düşünsünler. Her maçı yönetinin çok üst düzey hakem olacağını düşünmesinler. Ben de atamalarda hata yaptığımı belirtiyorum zaten ve hata insana mahsustur, lütfen art niyet aramasınlar. Herkesi memnun etmemiz mümkün değil o yüzden onları çok iyi anlıyorum.
Benim eşim de evlenmeden önce izlediği maçlarda bana tepki gösterdiğini, aleyhime çok bağırdığını evlendikten sonra itiraf etti ki eşin olacak insan bile yanın da değil ki aileler yanında olsun.
Ama şunu söylüyorum benim başında olduğum bir organizasyonda bir hakem asla ve asla kasıtlı bir şekilde hata yapamaz, o hakem cesedimi çiğner, O'nu tek hamle ile silerim.
O çocukların hakkını, o çocukların alın terini hiç kimse yok sayamaz, hiç kimse o çocukların kaderi ile oynayamaz, babamın oğlu olsa da O'nu bu camiada barındırmam.
Hata olur ama kasıtlı asla olamaz.
Son olarak altyapibasket.com ekibinden isteğiniz ricanız varsa alalım.Basketbol belli kesimin sporu değil hepimizin sahiplenmesi gereken bir spor. Herkes sahiplenmeli ve sorunun olduğu yerde olaya el atmalı, yangın büyümeden sönmeli. Basının ve sizlerin duyarlılığı ortada. Zaman zaman yanlışlarımızı belirtiyorsunuz, bazı dönemlerde de ağır eleştirileriniz oluyor. Bunları herzaman dikkate alıyoruz, takip ediyoruz ve bu ne anlar arkadaş demiyoruz. Hedef hatalarımızı düzeltmek olmalı ve bunu hep beraber yapmalıyız.
Senin aracılığın ile dört yıldır benle görev yapan İl Temsilcimize, ekibime, saha komiserlerime, gözlemcilerime ve özellikle hakemlerime çok teşekkür ediyorum beni hiç kırmadılar, üzmediler.
Mutluyum, huzurluyum, geçmişte güzel izlenimler bırakmışım ki insanlar ile güzel bir sinerji yakaladığımıza inanıyorum.
Senin şahsına ve ekibine de kolaylıklar diliyorum zor bir iş yapıyorsunuz ve özellikle senin samimiyetine inanıyor ve teşekkür ediyorum.
Umarım sezon sonunda yine bir görüşme yaparız ve orada da %80 başarıyı yakaladığımızın müjdesini vermek nasip olur. Hiç kimse merak etmesin İstanbul hakemliği emin ellerde.
Güzel bir sohbet oldu çok teşekkürler Hulusi ağabey.
Ben teşekkür ederim.
Not: Fotoğraflar hakemlerimizin objektiflerimize yansıyan enstantaneleridir, Sayın Hulusi Yenal'ın açıklamalarına paralel anlam ifade eden fotoğraflar değildir.
Yorum ekle
Uyarı: altyapibasket.com'a yorum yazan tüm ziyaretçilerimizin gerçek isim ve soy isim kullanmasını önemle rica ediyoruz. Takma isim ve büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Hakaret içeren, iftira içeren mesajlar yayınlanmayacaktır. Yorumlarınız editör denetiminden geçmektedir ve onay olmadan yayınlanmamaktadır.
İST. GE SERİ C PUAN DURUMLARI
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
İST. YE SERİ C PUAN DURUMLARI
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
İST. KE SERİ C PUAN DURUMLARI
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur


Yorumlar
Röportaj için teşekkürler.
3 kız basketbolcu babası olarak hakem komitesi Başkanımızın bakış açısını öğrenmek sevindirici.
Yaklaşık 2 sene önce kızlarımın Küçük Bayan kategorisinde maçlara çıkması ile başlayan spor salonları maceralarımızda hakemlerle ilgili iyi kötü anlar yaşadık.
İnanın ki oyuncu anne babaları olarak görülen görülmeyen fauller, çalınmayan düdüklere pek bizleri üzmüyor. Bizleri üzen bazı durumlarda yanlı kararlar verilmesi. Hakem bir tarafa sürekli düdük çalıp diğerine çalmıyorsa o zaman veliler olarak tepki göstermeye başlıyoruz.
Biz, en azından ben, çocuklarımın bir spor ahlağına sahip olması, bir spor disiplini edinmesi için çocuklarımı spora yönlendirdim ve amacım çocuklarımın sahadayken hem takım arkadaşları hem de rakipleri ile spor ahlağı çerçevesinde rekabet etmesi, yenmeyi ve yenilmeyi öğrenmesi, yenildiği zaman rakibini tebrik etmesi, yendiğinde rakibini incitmeyecek şekilde sevinmesini öğrenmesidir.
Geçen cumartesi günü maçımızda orta hakem ilk iki periyod sanki sahada uyudu. Kendi alanında meydana gelen faulleri, hatalı yürümeleri çalmadı. Birara gerçekten kollarını bağlamış bir şekilde maçı seyrediyordu. Sakın yanlış anlaşılmasın bizim lehimize aleyhimize demiyorum her iki takımında yaptıklarını çalmadı. Bu durumda biz nasıl çocuklarımızın maç tecrübesi kazanmasını, maç içinde birşeyler öğrenmesini bekleyebiliriz. Benim düşüncem özellikle küçükler kategorisinde hakemlerin hem hakemlik yapması hem de çocuklara hatalarını gösterir olması gerektiğidir. Ama belirttiğim şekildeki yönetimde her iki takımın oyuncuları ister istemez, herhalde faul değil deyip birbirlerini hırpalamaya başlıyor, kendi adaletlerini ortaya koymaya çalışıyorlar.
Bu tabii ki hakemlerin çoğunluğu için geçerli değil. Çünkü öyle hakemler gördük ki bir iki hareketleri, gülümsemeleri ile gerek kenar yönetimlerini gerek oyuncuları tüm streslerinden arındırıp maçın gerçekten spor karşılaşması olmasını sağlıyorlar.
Ayrıca küçük kategorisinde genellikle tecrübesiz hakemler görev aldığı için işler genelde çok zorlaşıyor. Tecrübesiz hakemlerle daha tecrübelileri eğer biraraya getirilerek maç yönetimi sağlanırsa ve tecrübeli hakemler maç sonrasında yapılan hataları değerlendirirse hakemlik müessesi daha hızlı bir yol katedecektir.
Sevgiler, saygılar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için