"Final Karşılaşması En Rahat Maçımdı"
Küçük Erkekler Türkiye Şampiyonası'nda Fenerbahçe Ülker'i 54-36 mağlup ederek şampiyonluk ipini göğüsleyen Efes Pilsen antrenörü Andaç Yapıcıer Altyapibasket.com'a konuştu.
RÖPORTAJ: OĞUZ YENİHAYAT Efes Pilsen Küçük Takımı'nın tarihindeki 13. şampiyonluğuna imza atan Andaç Yapıcıer de bu sezonki 5. kupasını kaldırdı.
İlkokullar, Junior League, Uniminicup, İstanbul Ligi derken Türkiye Şampiyonası'nda da birincilik kupasının sahibi olan Yapıcıer, finaldeki Fenerbahçe Ülker maçı için "psikolojik açıdan en rahat maçıma çıktım" derken Okben Ulubay hakkında da önemli açıklamalarda bulundu.
Dilerseniz sözü daha fazla uzatmadan; 16 takımlı Türkiye Şampiyonası'ndaki en genç ve başarılı antrenöre sözü bırakalım;
İlk olarak İstanbul ile başlayalım. Ligi 17 galibiyet 1 mağlubiyet ile bitirdiniz. Sezonu nasıl özetlersin?
Şampiyonaya hazırlık aşamasında güzel bir lig geçirdiğimizi düşünüyorum. Lig içerisinde herhangi bir sorun yaşamadık. İyi basketbol oynadık, eksiklerimizi görmeye çalıştık ama şampiyonaya hazırlık bizim için kabus oldu. Sakatlıklar bize zor anlar yaşattı.
Neydi bu sakatlıklar?
Oktay'ın bileğinin kırılması, Ege'nin kolunun kırılması, Barış'ın parmağının kırılması, Okben'in yıldız takıma geçmesi ve de Bahadır'ın çapraz bağlarının yüzde 50 yırtılması bizi çok sıkıntıya soktu. 7-8 kişi idman yapmak zorunda kaldık. Şampiyonaya bir kaç gün kala Oktay ve Ege'nin kırıklarının iyileşmesi bize moral verirken takımı da motive etti. Son 5-6 günde güzel bir çalışma temposuna girdik ve şampiyonaya hazırlandık.
Oldukça başarılı bir jenerasyondan beklentiler elbette şampiyonluk idi. Sinop'a giderken yaşanan sakatlıklarını ardından 'acaba neler yaşarız ya şampiyon olamazsak' gibi düşüncelerin var mıydı?
Bu takımla Minik C'den beri çalışıyorum, bu demek oluyor ki 5 senedir çalışıyorum. Bu süreçte bir çok birinciliklerimiz var. Bu jenerasyon çok 'winner' bir jenerasyon, kazanmayı bilen oyunculardan kurulu bir takımız. Turnuva öncesinde açıkcası olumsuz bir beklenti içerisine düşmedim. Sakatlıklar iyileşmeseydi de bizim yine hedefimiz şampiyonluk olacaktı. Bu yaş grubunun ilk hedefi her zaman basketbolu sevdirmek ve Efes Pilsen Spor Kulübü'nün temel prensiplerini oyunculara kazandırmaktır. Bunların yanında işin en güzel yanı da kupayla eve dönmek yani şampiyon olmak... Az önce dediğim gibi 'winner' bir jenerasyon olduğu gibi beklentiler üst düzeydeydi. Zorlu rakiplerimizin olacağını biliyorduk, önemli olan ise bu zorlukları geçerek şampiyonluğa ulaşmaktı. Bunu da başardığımız için mutluyuz.
Sinop'a gelecek olursak... İlk gününden itibaren turnuvayı nasıl değerlendirirsin?
Öncelikle kura oldukça avantajlıydı, ilk üç günü oldukça rahat geçirdik. Özellikle gruptaki son maçımız çok rahattı. Çaprazdan gelen Tofaş, turnuvanın ilk 4'ünü hakeden bir takımdı. Turnuvanın en iyi guardlarından birine sahipler, forvet ve uzunları da bu jenerasyonun dikkat çeken isimleri. Bunların yanı sıra Mustafa Derin'in de tecrübesini eklediğimizde onlarla çeyrek final oynamak kabus. Onlarla Junior League'de final oynadığımız için takımı yakından tanıyorum. Çeyrekte Tofaş, yarıda Eryaman ve finalde de Fenerbahçe Ülker ile karşılaştık. Sonuçta şampiyonadayız ve şampiyon olmak istiyorsak rakiplerimizin kim olduğunu bakmadan kazanmamız gerekiyor.
Son iki maçını izleme fırsatım oldu ama orada turnuvayı takip edenlerle konuşma fırsatım olduğunda takımının yüksek kondisyon gücünden sıkça söz ediliyordu. Özellikle geriye düşüşlerde kolay toparlanıp, maçın son dakikalarına kadar koşan bir takım olmanız dikkat çekiyordu.Çok güzel bir detaya değinmişsin. Az önce söylediğim gibi 5 senelik bir takım olduğumuz için vitesi 'kademe-kademe' arttırdık. Takımım bir şampiyonayı daha çıkartacak kondisyona sahipti. Turnuvaya oynamaya çok alışık bir takım olmamızın yanı sıra iki değerli ismin bize çok katkısı oldu. Süleyman Görgülü ve Yüksel Tezel'in bu takım üzerinde çok emeği var, onlara da buradan çok teşekkür ediyorum. Bu anektodlar birleşince çok hazır bir takım haline geldik. Turnuvanın son gününde de bunu başardıysak, bu işin altyapısı kondisyondur.
Gelelim şampiyonluk karşılaşmasına... Final maçına kadar benim düşüncem Fenerbahçe Ülker'in şampiyonluğa daha yakın olduğu yönündeydi. Takımın Okben'in eline bakıyor olması ve Fenerbahçe'nin yarı finalde Galatasaray'ı mağlup ederek moralli gelmesi ivmesi sanki sarı-lacivertli takıma çeviriyordu.
Öncelikle Oktay'ın durumu ile birlikte Fenerbahçe'ye ibre daha fazla dönüktü. Fakat bizim takımda sezonun son maçında Fenerbahçe Ülker'e kaybedilen maçın ardından inanılmaz bir motivasyon vardı ve ben bu sayede turnuvadaki psikolojik açıdan en rahat maçıma çıktım. O kadar çok güveniyordum ki oyuncularıma ekstra motive edecek sözler bile söylememe gerek kalmadı. Maçın anahtarının savunma olduğunu anlattım hepsine. Maçı bire bire savunma ile çözdük diyebilirim. Zaten ilk dokuz buçuk dakikalık sürede sadece iki sayı yedik, çember yüzü bile göstermedik. Böyle birşey bekliyor muydum diye sorarsanız eğer, elbette bu kadarını beklemiyordum. Sonuçta Fenerbahçe ile oynuyorsunuz. Ben açıkcası daha bir kafa kafaya maç bekliyordum ama ekstra konsantre ve ekstra defans ile rakibin düzenini bozduk.Turnuvanın genelinde Okben, final maçında da Oktay ismi öne çıksa da bu şampiyonlukta diğer oyuncuların da payı büyük. Dikkatimi çeken isimlerin başında Bahadır Erdem geliyor.
Öncelikle tüm oyuncularıma ben teşekkür etmek istiyorum, tüm sezon boyunca emek verdiler çalıştılar. Turnuva boyunca birileri iyi ve kötü performas sergiler. Tüm bunları kendilerine anlattım ve Tofaş ve Eryaman maçında bir yaş küçük olmasına rağmen 1998'li Bahadır Erdem'in çok ciddi bir performans sergilediğini gördük. En önemli anlarda bile korkusuzca şutlarını attı ve defans anlamında da sorumluluğunu tam anlamıyla yerine getirmesini bildi. Hem bizim takım içerisinde hem de tüm turnuva içinde en iyi çıkış yapan oyuncusu Bahadır Erdem'dir. Diğer oyuncularım içerisinde de hayal kırıklığım yok, bir tek Ege'nin kolunun sorundan dolayı performansında ister istemez düşme oldu.
Küçükler'de sezon başında kural değişikliğine gidildi. 3 sayının kalmasıyla beraber alan savunmaları daha da konuşulur oldu. Senin bu konudaki görüşlerini merak ediyorum.
Öncelikle 3 sayı kuralının kalkması ile birlikte -ki doğru bir karardır fakat Türkiye şampiyonası düzeyinde bir turnuvada kesinlikle olmasına inandığım bir uygulamadır. Türkiye'nin genelinde ise bu uygulama mantıklıdır. Çünkü; bizim minikler düzeyindeki basketbolumuz onların küçükler seviyesine eşit... Oyuncuların şut yetenekleri için doğru bir uygulama. Bence en doğrusu şudur. 3 sayı kuralı kalkıyor ise Zone savunmayı da kaldırıp, 3 saniye kuralı ile defans ihlalini ortaya koyup bir şekilde bu yöne doğru bir çalışma yapılmalıdır. Özellikle bunda hakemlerin eğitimi ilgili kısımda sıkıntı olduğu söyleniyor. Sonuç olarak herşey basketbolun içinde. Ya her şeyi serbest bırakacaksınız ki oyuncular da buna hazır olacak. Mesela tüm takımlar Okben'e kombine savunma uyguladı. Ona kombine savunma yapılmasıyla birlikte düşen performansının etkisi olarak da Ege ve Bahadır ortaya çıktı. Bazen böyle şeyler olumlu sonuçlar da doğurabiliyor. Dediğim gibi ya her şey serbest kalmalı ya da 3 sayıyı kaldırıyorsanız zone savunmayı da kaldırmalı...
Bu konuda hep antrenörleri dinledim ama oyuncuların 3 sayının kaldırılması hakkındaki düşünceleri ne yönde merak ediyorum... Seninle bu konu hakkında ne konuşuyorlar?
Sezon başından beri 3 sayı varmış yokmuş gibi bir çalışma yapmadım. Benim amacım oyuncuyu ilk önce küçük takımdan yıldız takıma oradan da genç takıma hazırlamaktır. O yüzden öyle bir çaba içerisine girmedim. Normalde nasıl çalışıyorsak o şekilde çalışmalarımıza devam ettik. Oyuncularım sordular, 3 sayı atmayalım mı diye. Benimde onlara cevabım o an pozisyon neyi gerektiriyorsa onu atmaları yönünde oldu. Açıkcası bir engelleme veya teşvik olmadı. Ama zone savunmaya dolaylı şekilde teşvik oldu.
Oktay ve Okben'i ele alırsak antrenör gözü ile nasıl bir turnuva geçirdiler?
Okben açıkcası benim istediğim herşeyi her görevi yerine getirdi. Daha yapması gereken birçok şey var fakat maruz kaldığı savunma karşısında yine de üstün bir efor sergileyerek takım için ve arkadaşları için elinden geleni yaptı. Takım arkadaşlarını oynatmaya çalıştı, benim beklentilerimin üzerindeydi bu tunuvada kısacası. Oktay'ın şampiyonaya gelmeden önce Perşembe günü alçısı çıktı. Birinci ve ikinci günü fizik tedavi ile geçirdi, ilk kez topu da Pazar günü eline aldı. Pazar ve Pazartesi gününü 'ball-handling' idmanlarıyla geçirdi. Takım idmanlarına almamıştım ama kendisini çok hazır hissetiğini söyleyince Pazartesi günü takımla birlikte idmana çıktı. Yaşadığı sakatlıktan dolayı bizim beklentimiz yarı final ve final maçıydı. Kendisiyle yaptığım konuşmalar da bu yöndeydi, o da kendisini buna göre hazırladı. Final maçından önce kendisiyle özel bir toplantı daha yaptım. 'Yarının en önemli oyuncusu ve maçı kazandıran oyuncusu olacaksın' dedim ve öyle de oldu. Oktay konsantre olduğu zaman tutulması çok zor bir oyuncusu. Hücum gücünün yanı sıra savunmasıyla da etkili oldu ve final maçındaki performansıyla şampiyonlukta büyük pay sahibi oldu.
Cevabı en çok merak edilen konuya değinmek istiyorum. Okben Ulubay hakkındaki yaş mevzuları neredeyse senelerdir konuşulur oldu... Bu turnuvada da tavan yaptı desem yanılmam diye düşünüyorum. Antrenörleri olarak sen neler söylemek istersin?
Bu konunun sürekli konuşulması ve tartışılması sürekli aynı kişilerin konuşmaya devam etmesi daha da önemlisi de bilinçsiz bir şekilde konuşmaya devam etmeleri yüzünden buralara kadar geldi. Senin sitendeki yorumlarda nitekim bunları kanıtlıyor. Ben hep şunu diyorum; bir insan acaba kendi çocukları için bu şekilde tezahürat, yorum gibi şeyler yapılsa ne hissederler? Sadece on saniye bunu düşünürlerse zaten bu tür davranışlarda bulunmayacaktırlar diye düşünüyorum. Sonuçta bunlar hala birer çocuk, bunu unutmamak gerekiyor. Daha önce bunun itirazları yapılmıştı. 2007-2008 sezonunda Yıldızlar Koleji İlkokul takımı ile oynarken yaşıtlarından fiziksel olarak üstün olduğu için Okben konusunda itirazda bulunuldu ve kurul bizi bir devlet hastanesine yönlendirdi. Buradan aldığımız kemik testi raporu sonucunda oynamasında hiçbir sakınca görülmemiştir, yaşıtlarından üstün olmadığı kanıtlanmıştır. Kısacası 97'li olduğu rapor ile belirlenmiştir. Oktay ile Okben ikiz, peki Oktay için neden bunu yapmıyorlar bu bence daha önemli bir sorudur.
Eryaman maçında Okben'in yaptığı bir hareket var, bu konuda kendisiyle konuştun mu?
Okben'in kasette görüğüm kadarı ile her hangi birşey yapmadığını söyleyebilirim. Basketi attıktan sonra o taraftan geçerken o sevinci yapınca insanlar doğal olarak tepki gösterdiler. Benim başıma böyle bir olay gelse o velileri bir şekilde sustururdum. Sonuçta bunların hepsi birer çocuk. Şampiyonluklar gelir gider kazanılır kaybedilir fakat burada en önemli olan şey hepsinin psikolojileridir. Kişisel olarak bu tarz agresif yaklaşımları tasvip etmiyorum. Gerçekten bir yanlışı olsaydı eğer en sert tepkiyi ben gösterirdim ona. Biz kendisine o hareketi yapmış gibi kabul edip gerekli uyarıyı yaptık. Bir kaç sene geriye gidelim. İkizlerin Efes Pilsen Spor Kulübü'ne gelişi nasıl oldu?
2006 yazının İğneada kampında dikkatimi çekmişti. Bir takım transfer çalışmaları yapıldı fakat Antalya'da kalacaklarını öğrendik. Durum böyle olunca çok üstüne gitmedik bu olayın. O yıl Minik B takımı bana verildi. Aynı zamanda bir ilkokul takımı da kuracağımızı öğrenince oyuncu arayışına başladım. Okben aklıma geldi. Ailesine ulaşmaya ve ikna etmeye çalıştım. Önce olmadı fakat daha sonralarda anneannesi ve dedesi buraya taşınarak çocuklara baktılar. Çok ciddi fedekarlıklar yaptılar. Hem kulüp hem de ailenin yaptığı fedakarlıklar neticesinde bugünlere gelebildik. Oktay ise geldiğinde iki topu yere vuramayan futbol meraklısı bir çocuktu. Okben'le birlikte o da başladı. İlk üç ay hiçbir şey yapamadı, beklentilerin çok altındaydı fakat zamanla takımın önemli oynucularından biri haline geldi. Okben ise yaşıtlarının çok üzerindeydi, fiziki olarak çok üstündü. Basket topu eline çok yakışan oyuncu olabileceğine işaret eden bir çocuktu. Okben çok özel bir oyuncu gerçekten.
Şampiyon olan takımın geleceğini nasıl görüyorsun? Örneğin; bu takımdan kaç oyuncu Efes Pilsen bünyesinde yıldız takıma yükselecektir?
Yıldız takım için önlerinde daha bir yıl var, yaz dönemi var. Yıldız B seviyesini çok iyi geçirmeleri gerekiyor, fiziki gelişimleri için çok ama çok önemli. Hepsi bu kadroda yer alabilecek oyuncular. İleride birçoğunun farklı hedefleri var A takıma yükselme, yurtdışında basketbol eğitimi alma, NBA düzeyinde oyun oynayabilme gibi. Ben bunların açıkcası gerçekleşebileceğini düşünüyorum fakat onlara her zaman şunları öğütlüyorum, ilk önce basketbolun önünde derslerini tutmaları. Ben onların karşısında bir örneğim. Ben bir İnşaat Mühendisi'yim, basketbol da oynadım aynı zamanda. Her zaman kendimi örnek veriyorum onlara. Dersleri birinci sırada tutmalarını istiyorum. isim vermek istemiyorum çünkü hepsi birbirlerinden değerli ve öyle olmasalar zaten Efes Pilsen küçük takımında yer almazlar.
Son olarak altyapı sorumlunuz Menderes Gümüşdal'ın senin ve takımın yanında olması hakkında neler söylemek istersin?
Turnuva başında Menderes ağabeyin orada olmasını bilmem ile bir tedirginlik hissettim, rahat olabilir miyim o varken gibi. Fakat her konuda olduğu gibi desteğini orada da esirgemedi. Hiçbir zaman işime karışmadı. Final maçından önce çocuklara nasıl davranmaları gerektiğini o kadar güzel açıkladı ki neden Efes Pilsen'deyim bir kez daha çok iyi anladım. Öte yandan; Genel Menajerimiz Engin Özerhun ile Sportif Direktörümüz Alper Yılmaz'a da destekleri için çok teşekkür ediyorum.
Yorum ekle
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur


Yorumlar
Okben yetenekli bir sporcu burada hemfikiriz.bu eleştirilerin okbeninin psikolojisini etkilediğini söylüyorsunuz.ya 95'li okbenin 97-98 doğumlulara karşı bu şampiyonada oynamasıyla kendisinden 3-4 yaş küçük çoçukların pisikolojisi ne olacak.Bunları niye yazmıyorsunuz Efes'in böyle şampiyonluğa ihtiyacı yok
Herşeyden önce Etik değil.Eminim efesin
üst kademesi bu olayı bilmiyorlardır.Yoksa böyle şark kurnazlığına izin vermez
Yanlış bilgilerle kirlilik yapmayalım doğruları konusalım ayıptır.
lütfen ve lütfen suçlayıcı kafalarda soru işareti bırakıcı şeyler yazarken araştırın.biraz komik olmuyor mu?bu ağzı olan konuşuyor muabbetine döndü.sizin yerinizde olsam sarıyer doğayı arayıp kaçıncı sınıfa gidiyorlar öğrenirdim.çocukların ailesini kariyerlerini öğrenirdim,tbf kemik testi diyorsa tbf nin üstü yok kusura bakmayın.her isteyene test yayınlanmaz.gerekli resmi mercekler yazı yazar ister hastaneye götürür .sorun yoksa maçlarda oynamasına izin verilir nitekimde öyle oldu.biraz araştırmacı olun kendiniz araştırın duyma sözlerle hareket etmeyelim ki komik olmasın.
sizden ricam herhangi bir okulun beden egitimi öğretmenine ilk öğretim ,ortaokul ve lise takımlarında oynayabilmesi için kaç doğumlu ve kaçıncı sınıf olursa oynayabilirlikl erini öğrenirseniz o soruyu yazmazsınız.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için