"Statüden Memnun Kalmadım"
ALTYAPIBASKET / ÖZEL RÖPORTAJ Röportajlara kısa bir haftasonu arası verdikten sonra devam ediyoruz. İstanbul Genç Erkekler Final Grubunu 3. sırada bitiren Fenerbahçe Ülker'in antrenörü Serdar Apaydın ile geçtiğimiz hafta buluştuk ve güzel bir söyleşi gerçekleştirdik, güzel bir sezon değerlendirmesi yaptık. Malum Fenerbahçe kulübünde röportajlar için izin almak oldukça zor hazır bulmuşken Serdar ağabeyi ne var ne yok sorduk O da her zamanki gibi içtenlikle sorularımızı cevapladı.
İşin ilginç yanı o akşam Fenerbahçe Ülker koçu Tanjevic ile ilgili samimi ve güzel bir konuşma yapmış olmamız ve bu konuşmanın hemen ertesi gününde Karadağ'lı koçun rahatsızlık haberinin çıkmasıydı. Buradan Sayın Tanjevic'e de geçmiş olsun dileklerimizi sunalım ve röportajımıza geçelim.
Bu sezona sakatlıklar ve cezalarla başladınız, kontenjan oyuncunuz Aydın Okçu’nun gidişi de takımı çok etkiledi. Sezon değerlendirmesi yaparsak bu sezon Fenerbahçe Ülker Genç takımı için nasıl geçti?
Sezonun başlangıcı sancılı geçti. Erbil’in cezası ve sakatlığı, Berkay Candan’ın iki dizinden ameliyat olması, Ömer Sancaklı’nın kasık ameliyatı bizi etkiledi. Ancak işin iyi taraflarına baktığımızda da Kerem Hotiç’i oyun kurucu oynatarak, hem fundemental olarak gelişimini sağladık hemde eksik olan oyun okuma özelliğinin gelişmesine yardımcı olduk. Erbil olsa bu özellikleri gelişmeyebilirdi. Kendisi de iyi bir performans göstererek bizi sevindirdi. Çünkü 1993 doğumluların en iyi 3 oyuncusuna sahibiz. Onların gelişimi bizim için çok önemli.
Bu bir riskti ama bizim için önemli olan gelecek yıllarda Fenerbahçe Ülker olarak genç arkadaşlarımızın gelişimlerini sağlamak ve altyapımızdan A takımımıza hangi oyuncuları çıkarabileceğimizi görmekti, daha doğrusu Euroleague seviyesine çıkabilecek mi çıkamayacak mı diye görmekti ve sezon boyunca da bu yönde çalışmalar yaptık.
Dereceye çok fazla bakmadık diyorsunuz.
Altyapılardaki insanların yanıldığı noktalardan bir tanesi dereceler diye düşünüyorum. Altyapı şampiyonluğu hiç kimseye bir şey vermiyor. Eğer antrenörler A takıma çıkmak için altyapıdaki başarılarına bakarak kendilerini değerlendirirlerse hata yaparlar ve büyük yanılgıya düşerler.
Altyapı hem oyuncular için hem de antrenörler için bir mutfak ve basketbolu öğrenme yeridir bunu kesinlikle unutmamak gerekir. Ben 25 yıldır basketbolun içindeyim, Euroleague seviyesinde forma giydim. Antrenörlük ve oyunculuk çok farklı şeyler. Antrenörlükte, altyapı ile A takım arasındaki farkta böyle bir şey ve ikisini karıştırmamak gerekli.
Altyapıda oyuncu yetiştirmek, altyapı gibi bir mutfakta çalışıp Türk Basketbolu’na bir oyuncu daha kazandırmak çabası gösterilmesi gerektiği kanısındayım. Altyapı antrenörlerine bir ağabeyleri olarak tavsiyem budur.
Bunlarında dışında derece konusunda şunu söylemek istiyorum; Tabii ki bu işin bir keyfi, bir eğlencesi var buda Türkiye Şampiyonası’dır. Maalesef ki genç kardeşlerimiz bütün sezon çalışıp, sahaya çıkıp mücadele ediyorlar ve sonunda 7 günlük sıkışık bir turnuvada oynamak zorunda kalıyorlar. Biz altyapıdan oyuncu yetiştirdik derece almasak da olur değil elbette çalışmalarımızı taçlandırmak da isteriz.
Dereceye göre yorumlarsak eğer geçen sezon da pek başarılı sayılmazdı.
Dereceye bakarsak evet ama yaşadığımız Enes’in sakatlığı, Maxim’in kasık ameliyatından çıkması turnuvaya götürdüğüm ancak dizlerindeki ağrıdan dolayı süre vermediğim Berkay’ın sakatlığı, Erbil’in kasık probleminden dolayı sadece yıldız turnuvasında oynamasına karar vermem şampiyonadaki derecemizi etkileyen faktörlerdi.
Yoksa biz final oynayabilecek bir kadroyduk ve gecen sene Konya’da da bu arkadaşlarımızla final oynadık. Eğer başarısızlığın faturası diye bakarsak; Başarısızlık antrenörlere aittir, başarı oyunculara aittir. Biz geçtiğimiz sezon 5. olarak başarısızlık yaşadık ve bunun tek sorumlusu da benimdir. Benden dolayı 5. olduk ama bunun içerisinde eğer biz Erbil’i gençler liginde kullansaydık yine final oynayabilirdik. Ancak Erbil’siz Yıldızlar Şampiyonası geçen sezon düşünülemezdi ve sakatlığının ilerlememesi için gençlere götürmedik, yıldızlarda oynatmayı tercih ettim. Çünkü Erbil, benim yıldız takımın ilk yılında genç takım kadrosuna dâhil ettiğim ve verdiğim 20 dakikalık süre ile de ne kadar önemli olduğunu ona anlatmış olduğumuz bir isim. O da hem bizim hem de milli takımdaki başarılı performansıyla bunun karşılığını veriyor.
Sezon başında bir pilot takım projeniz vardı ancak gerçekleşmedi.
Siz de altyapibasket.com olarak devamlı üstünde duruyorsunuz, benim oyunculuğum zamanında Ümitler Ligi vardı. A takım seviyesine yakın bir organizasyondu, deplasman hayatı da yaşayarak bütün sezon hem başarı hem de kendini geliştirmek için yarıştıkları bir lig vardı ancak şuan yok ve büyük eksikliği hissediliyor kanaatindeyim. Bu sistemin geri gelmesi gerekli diye düşünüyorum. Şu an bu organizasyon olmadığı için bazı kulüpler pilot takım çalışması ile bu eksikliği gidermeye çalışıyorlar nitekim başarılı oluyorlar da. Geçen seneki gençler şampiyonası da bunun bir kanıtı oldu. TB2L’de pilot takımı olan Pertevniyal, Genç Banvit ve Genç Telekom takımları ilk 3 sırayı aldılar.
TB2L’de oynamaları zaman içinde gösterdi ki onlara büyük avantaj sağlıyor. Bizimde kadro olarak güçlü bir ekibimiz var ancak böyle bir pilot takım çalışması olmaması bir dezavantaj olarak gözüküyor. Her ne kadar A takım idmanlarına Tanjevic bu genç arkadaşlarımızı alıyor olsa da, sert maç yapamamaları bir eksiklik oluyor. Sezon başında böyle bir fikir vardı ancak gerçekleşmedi, önümüzdeki sezonlarda olur mu olmaz mı şuan için bir şey diyemem. Bu kulübümüzün belirleyeceği bir durumdur. Kendi fikrim bu projenin gerçekleşmesi gerektiği yönünde çünkü Euroleague seviyesinde oyuncu yetiştirmek istiyorsak sadece gençler liginde oynatarak bunu başaramayız nitekim bunu kulübümüzde görüyor ve biliyor. Bu sezon olmadı ama olmayacak diye bir şey yok.
Pertevniyal ile karşılaşmalarınızda TB2L’de maç oynamama faktörü etkili odlumu sizce?
Özellikle maçın son 5 dakikasında bu etken oldu. Bu işin bir kuralı var o da tecrübedir. Yaş kaç olursa olsun tecrüben ne kadar fazlaysa o kadar avantajlısındır. Özellikle o yaş gruplarında bu avantaj normalden çok daha fazla etki ediyor. Biz kazanabilirdik ancak son kısmı, çok maç oynayan bir takıma karşı kaybettik. Tabi her maçta bu avantaj bu şekilde ortaya çıkacak diye bir şey yok. Bizim kadromuz o dezavantajı kapatabilecek kapasitede.
Bir pilot takım çalışmanız olmadı belki ama oyuncu bazında çalışmalarınız oldu. Örneğin Can Maxim Mutaf, Işıkspor’da TB2L’de mücadele etti ve iyi de performans sergiledi.
Maxim güzel bir örnek denilebilir. Takımına inanılmaz katkı sağlıyor. Kaldı ki biz O’nu bu sezon kontenjan oyuncu olarak düşünüyorduk ancak hem kendisi hem de biz gelişimini TB2L’de devam ettirmek istedik. O bakımdan önemli bir hamle oldu, kendisi için de çok iyi oldu gelecek yıllar için önemli bir sinyal verdi.
Aydın Okçu neden gitti, neler yaşandı o konuda?
Aydın Okçu kendini olmuş bir basketbolcu gibi hissetti ve bundan dolayı da ayrıldı. Daha sonra gördü ki kimse istemiyor. Bir şans daha istedi ve altyapımızdan gelen bir oyuncu olduğu için onay çıktı ve oynattık. Daha sonra ailesi içindeki sağlık probleminden dolayı da sezon ortasında ayrılmak zorunda kaldı.
Oyun kurucu olarak da Bulut’un performansını beğendiğimi söyleyebilirim, O’nun için neler söylemek istersiniz?
Bulut sezon başında Efes Pilsen kulübünden ayrıldı ve bizle beraber olmak istediğini belirtti. Erbil’in de sezon başında sakatlığının nüksetmesi Bulut’un bizim oyun kurucu eksikliğimizi kapatmasını sağladı. Bulut da iyi bir performans sergiledi. Erbil’in sakatlığının geçmesiyle süre problemi yaşadı ama tekrar toparlandı.
Fenerbahçe Ülker altyapısı olarak ciddi çalışmalar yaptığınızı biz de yakından görüyoruz. Özellikle başta belirttiğim derece konusunda şöyle bir görüş belirtmiştim. Serdar Apaydın %80 Oyuncu yetiştirme - %20 Dereceyi düşünüyor diye. Peki, oyuncu yetiştirmenin ne kadarını başarabileceksiniz? Kısa vadeli olarak soruyorum.
Yüzde olarak doğru bir yorum olduğunu söyleyebilirim. Fenerbahçe Ülker altyapısı olarak 93 doğumlu kadromuz 3 yıldır şampiyonluklarda adından söz ettiriyor ve ciddi anlamda gelecekte Türk basketbolunda isimlerini zikredeceğimiz oyuncular bulunuyor. Maxim’i de bu kadroyla birlikte anmamız gerekiyor. O bir noktaya geldi artık ve gelişimini sağlıyor.
93 doğumlularda başta da belirttiğim gibi Kerem Hotiç’in çok büyük bir gelişme kaydetti. Driplingi zor yapıyorken şuan oyun kurucu olarak oynayabildiğini görmek bizim için sevindirici ve gelecek içinde ümit verici bir durum.
Bunların dışında Erbil Eroğlu ve Berkay Candan gibi isimlerin gelişimlerini hızla devam ettirmeleri gerekiyor. Yeteneklerini hepimiz görüyoruz ama bunları daha da geliştirmeleri gerekiyor. Fenerbahçe Ülker olarak büyük yatırım yapılıyor ve onlara güveniliyor. Bu isimlerin ciddi anlamda başarılı olacaklarına inanıyorum. Bununla beraber 1994-95 jenerasyonumuzu da eklersek eğer 3-5 sene içerisinde buraya aday 7-8 tane aday oyuncumuz var diyebiliriz.
Onlar da bu güvenin bu yatırımın farkında sanıyorum.
Onlar bunun farkındalar tabi. A takımla birlikte antrenmanlara çıkıyor olmaları gelişim süreçlerini hızlandırıyor. Tabi zaman zaman kafaları karışıyor, acaba biz olduk mu diye, o zaman da ben devreye giriyorum. Bahsettiğimiz bu çocuklarımız daha 16 -17 yaşındalar. Bu doğal fakat biz bunu iletişimle kolay atlatıyoruz.
A takımla çıkmaları çok önemli ama orada yaşanan sakatlıklar sizi etkilemiyor mu? Örneğin Erbil, A takım antrenmanında sakatlanmıştı.
Sakatlık sporun içinde hep var. Şanssız sakatlıklar haricinde kendilerine yani vücutlarına iyi bakmaları. Antrenmanda sakatlanmalar hep olacak ama maksat beyinlerinin sakatlanmaması. Ayrıca sakatlanacaksa da A takımda sakatlansın çok problem değil amaç o seviyede olabilmek.
A takımın başında Tanjevic gibi bir antrenörün olması daha doğrusu genç oyunculara değer veren bir ismin yer alması çok önemli diye düşünüyorum, sizinle çalışmaları nasıl, diyaloğunuz ne durumda?
Tanjevic benim için çok önemli bir insan. Kariyer olarak çok önemli başarıları olan bir isim ama altyapıya bakış açısı benim için bulunduğum yer için daha önemli. Altyapı onun için de çok önemli, küçük takımımıza kadar her oyuncuyu biliyor diyebilirim. Hepsi hakkında benden bilgi alıyor. Altyapı ile ilgili konuşmaya başladığımız zaman antrenmanlara geç kaldığım oluyor, o kadar uzun saatler konuşabiliyoruz. Herkes gibi genç oyunculara karşı zaafı var hem de fazlaca denilebilir. Bizle de bu konuda iletişimi oldukça iyi.
İstanbul Ligi’ndeki statüyü sormak istiyorum. Sizin değerlendirmeniz nedir memnun kaldınız mı?
Ben açık ve net söylüyorum: Hayır memnun kalmadım!
Bir kere her takım bir biri ile oynamıyor. 16 takımı iki gruba ayırıp, ardından ilk 5’lerini diğer grupta toplayıp, bir biri ile oynamışsa bir daha oynatmamak, sadece karşı gruptan gelen takımlarla oynamak bence iyi bir statü değildir. 16 takımı bir grupta toplayıp lig usulü oynatmak bence daha mantıklı böylece her takım bir biri ile maç oynama fırsatı yakalar. Bu sistem yanlış bir sistemdir.
Sezon başı – sezon ortası ve sezon sonu ayrı dönemlerdir. Her takım bu dönemlerde farklı performans sergiler. Mesela bizim grubumuzda bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, sezon başı çok zorlu takımdı. Bizleri de zorladılar. Ancak sezon sonu performansları düştü. Çünkü şansları kalmamıştı. Hâlbuki diğer grupta bulunan takımlarla mücadele edip oradan ekstra bir galibiyet çıkarma fırsatı olsa bunlar belki yaşanmayacaktı. Çünkü ikinci grupta belli bir sayıda galibiyet alınca işi garantiledik, rahatladık ve lig koptu ama sonuna kadar yarışın devam etmesi için bence 16 takım da bir arada olmalı. Gruplara bölmenin işi uzatmanın bir anlamı yok.
Alternatif olarak şampiyonluğa hazırlık anlamında İstanbul Kupası organizasyonu yapıldı.
Bizim oyuncularımız İstanbul Ligi oynuyor, milli takıma gidiyor, A takımla idmanlara çıkıyor zaman zaman maçlara dâhil oluyorlar, bunlarında dışında iki kategoride oynayan oyuncularımız var. Bu kadar yoğunlukta, hedefsiz, amaçsız bir organizasyon yaratmak bu oyuncuları sakatlıktan öteye götürmediği kanaatindeyim. Ayrıca mesela bizim maçlarımızda Erbil, Berkay, Ömer milli takımdalar ve bu maçlarda oynamayacaklar. Bizim gibi Pertevniyal takımı var. TB2L Play-Off mücadelesi veriyorlar. Bu sistemi yapan kişiler ne yaptıklarını iyi bilmeli. Ayrıca kulüplere sorup bilgi almalıdır. Bu iş Milli Piyango’dan çıkan bir turnuva gibi benim için.
Sezon başında veya sezon ortasında düzenlenen toplantılarda bu sıkıntınızı ilettiniz mi peki?
İlettim, söyledim ancak kimle konuşsam bunun bir kural olarak çıkartıldığı, kabul gördüğü ve artık değiştirilemez olduğu söylendi. Ne kadar doğru anlatıldı bilmiyorum ama bana söylenenler bu şekildeydi. Açıkçası sağlıklı bir geri dönüş alamadım, tatmin edici bir açıklama gelmedi. İtiraz etsek de fark etmeyecekti o yüzden İstanbul Kupası’nı çok ciddiye almadığımızı da ifade ettik.
Türkiye Şampiyonası’na değinmek istiyorum. Zorlu bir şampiyona olacak gibi gözüküyor.
Son yıllardaki en zorlu şampiyona olacak. Zirveye aday çok takım var. Bugüne kadar iki bilemedin üç takım şampiyonluğa oynuyordu. Bu sezon neyin ne olacağı belli değil açıkçası, sıralamayı tahmin etmek zor. Fakat eklemem gereken bir nokta daha var. Türkiye şampiyonalarının, liglerde Play-Off oynandığı döneme denk gelmesinden rahatsız oluyorum çünkü bizim için gençler şampiyonası çok önemli, çok özel turnuvalardı, A takım oyuncuları olarak şampiyonalara gidip genç kardeşlerimize destek vermek bizim için çok önemliydi, o keyfi yaşamak çok özeldi ancak şimdi öyle bir durum söz konusu değil.
Geçen sene bunun bir sinyali verildi zaten.
İşte dediğimiz gibi pilot takımların kurulması buraları da etkiliyor ve kaliteyi arttırıyor nerden baksan 10 takım sayabiliriz şampiyonluk için.
12. olmakla, 1. olmak arasında pek bir fark olmayacaktır. Şampiyon olmak büyük bir keyif ancak onun da sevinci bir gün sürüyor ardından yine çalışmaya başlıyoruz.
Enes’in gitme sürecinde neler yaşandı, siz bir ağabeyi olarak nasıl bir yönlendirmede bulundunuz neler söylediniz O’na?
Benim antrenörü olduğum kadar ağabey olarak da sözümü dinleyen bir isim, fikirlerime de değer verdiğini biliyorum. Uzun yıllar beraber çalıştık ama Enes ilk günden beri hedef olarak NBA’e gitmeyi hedefliyordu. Bunun çok da doğru olmadığını daha doğrusu direk hedefin orası olmaması gerektiğini belirttim ama Enes karakter olarak doğru bildiğini, doğru gördüğü hedefi belirlemeyi seven bir insan. Bir şeyi kafaya koyduysa onu yapmayı istiyor kaldı ki gençliğimde bende böyleydim. Parayı, şanı, şöhreti bir kenara atabilecek karakterde bir insan.
İnşallah başarılı yerlere gelecek ama unutulmaması gereken bir şey var Enes Kanter Fenerbahçe Ülker oyuncusudur ve O’nu çalıştıran isimlerin güvenini boşa çıkarmamış bir isim oldu.
Ancak gidiş şeklinin yanlış olması yani yetiştiği kulübü “Ben gittim” diyerek zora sokması kötü.
Kişisel olarak hedeflerinize gelelim, altyapıda çalışmaktan oldukça zevk aldığınızı her fırsatta dile getiriyorsunuz, altyapı antrenörlüğü döneminiz için ve gelecek için neler söyleyeceksiniz?
Ben antrenörlüğe önce altyapıdan başlamak istedim. Dediğim gibi burası bir mutfak ve ben bu mutfakta bulunmaktan zevk alıyorum. Genç oyuncuların heyecanlarını görmek beni eski zamanlarıma da götürüyor.
Şu ana kadar da bütün kategorilerde görev yaptım. Şampiyonda oldum başarısız sonuçta aldım. Hepsi çok güzel ve büyük tecrübeler kazandırdı bana.
Artık yavaş yavaş alt yapının sonuna geldiğimi görmeye başladım. Önümüzdeki yıl devam edip artık bırakacağım.
4 yıldır A takımda yardımcı antrenörlük yapıyorum. Aydın Örs gibi A takımda kendi yetiştirdiğim oyuncular ile başarı yakalamak en büyük hedefim.
Altyapibasket.com olarak 5.yılımızı tamamlıyoruz. Bizimle ilgili düşünceleriniz, eleştirilerinizi rica edelim.
Ben altyapının bir yerde bir şekilde sahiplenilmesi gerektiğini düşünüyordum ve Altyapibasket.com olarak sizlerde bunu gerçekleştirdiniz. Diğer illeri de sitenize taşıyarak bunu başardığınızı görüyorum. Özellikle videolar ile diğer illerdeki oyuncuları görme fırsatı yakaladık. Bunu daha da geliştirirseniz de sitenizin daha da büyük kitlelere yayılacağından eminim.
Röportaj: Ali Emre Dedeoğlu
Yorum ekle
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur

