GENÇ MİLLİ TAKIM VE KÜÇÜK DETAYLAR
Salı, 09 Ağustos 2011 10:42
Dünkü milli takımı yazısında Genç Millileri işlemeyi biraz dalgınlık biraz da ayrı bir yazı konusu olarak düşündüğüm için atlamışım. Sağolsun değerli bir okurumuz Hakan bey beni uyardı küçük bir not düştük yazının sonuna ama geniş çaplı ele almak gerektiği düşüncesindeyim.
Bu yıl Erkek milli takımlar arasında en başarılı takımımız Genç Erkek Milli takımı oldu. Aslında bu jenerasyon özellikle 93 - 94 doğumlular bir araya geldiği zaman göze hoş gelen bir basketbol oynuyor. Nihat İziç'in A milli takımda harcadığı mesai nedeniyle, Erhan Toker geçtiğimiz yıl Yıldız Milli takım ile görevi devraldı.
Takım olarak önemli isimler var. Dün yazdığım nokta isimler tabiki dikkat çekiyor ama gelecek yıllarda milli takım düzeyinde olmasa bile Türkiye Basketbol Liglerinde adından söz ettirecek çok sayıda isim olduğunu belirtmekte fayda var kanaatindeyim.
Tek tek isimlerin üzerinde durabiliriz ama şampiyonanın videolarını izlediğim zaman bazı konular dikkatimi çekti ki bunlar saha içi değil saha dışı konulardı.
Saha içinde alınan derece takımın bir nevi nasıl mücadeleci ve yılmayan bir ekip olduğunu, A milli takım gibi maçı sonuna kadar kovalayan bir ekip olduğunun göstergesi zaten.
Ancak saha dışında beni mutlu eden bazı gelişmeler var ki gelecekte onlara son derece fayda sağlayacağını düşünüyorum.
Esas noktaya gelmeden önce küçük bir örnek ile sizlere nedemek istediğimin ipucunu vereyeyim. Bir NBA maçı düşünün hatta Phoenix Suns ile Sacramento Kings maç yapıyor. Devre arası olmuş oyuncular yorgun nefes nefese ve soyunma odasına doğru yola çıkmışlar gidiyorlar. Biran önce bir su içip nefeslenmek istiyorlar belkide. Bir tv muhabiri Steve Nash'i durduruyor ve röportaja başlıyor. Üstelik canlı yayın küçük bir pot iki saniyede youtube, facebook gibi alanlara düşmenize neden olabilir.
Dialog şu şekilde gelişiyor;
Muhabir: Steve ilk yarıda istediğiniz oyunu sahaya yansıtamadınız bunun nedenleri nelerdir?
Nash: Açıkçası tempoyu istediğimiz gibi sağlayamadık, koçumuz hücumda biraz daha sakin olmamızı söylemişti ancak hücum haklarımızı sonuna kadar kullanamadık ve ofansif anlamda istediğimizi yakalayamadık.
Muhabir: Peki savunma için neler söyleyeceksiniz ilk yarıda 48 sayı hedeflediğiniz bir rakammıydı?
Nash: Savunmada iyiydik diye düşünüyorum, özellikle uzunlarımız üç saniye savunmasını çok iyi yaptılar ve Kings'in en önemli silahını durdurmayı başardık.
Muhabir: İkinci yarı için ne diyeceksin?
Nash: İkinci yarıda tempoyu daha çok kontrol etmeliyiz ve savunmamızı devam ettirmemiz gerekli, dış atışlarda da isabet sağlarsak maçı koparabiliriz.
Muhabir: Teşekkürler başarılar.
Nash: Teşekkürler.
----------------------------------------------------------------------------
Şimdi bu dialog ne alaka? diye sorarsanız eğer örnekler ile anlatmaya devam ediyorum.
Efendim farkettiyseniz, bu dialog bir oyuncu ile değil sanki bir antrenör ile yapılmış gibi değil mi? Oyuncu o yorgunluğa rağmen düzgün cümleler kurabiliyor, akıcı bir şekilde kafasındakileri muhabire aktarabiliyor. Steve Nash biraz farklı bir isim ama genelde NBA'de bu şekilde gelişiyor dialoglar.
Şimdi gelelim bizdeki her hangi bir oyuncu ile değil devre arası maç sonundaki dialoğa.
Muhabir: Zor bir maç oldu neler söyleyeceksin?
X: Eeeeeeeeeeeee, tabiiiiiiiiii, şimdiiiiiiiiiiiiiiiiii maçın böyle olacağını tahmin ediyorduk ama bizde iyi bir takımız, önemli anlarda neler yapmamız gerektiğini biliyorduk, başardık, mutluyuz, inşallah önümüzdeki maçlara bakacağız.
Muhabir: Maç içindeki kırılma noktası neydi?
X: Yaneeeeeeeeeee zor bir maçtı zaten bazen onlar öne geçti ama biz kontrolü ele geçirdiğimiz zaman nasıl bir takım olduğumuzu herkese! gösterdik inşallah diğer maçlarda da bunu başarıp ligi üst sıralarda bitirmek amacındayız.
Muhabir: Teşekkürler X
X: Eyvallah!!!
Ben bir yorum yapmıyorum sanırım anladınız ne demek istediğimi.
---------------------------------------------------------------------------------------
Hayır korkum şu; Bizim genç delikanlılarda bu ağabeyleri örnek alırsa diye korkuyorum ama şimdilik telaşa kapılacak bir şey olmadığı kanısındayım.
Gelelim bizim delikanlılara :)
Videolardan birinde Kenan Sipahi'yi izliyorum. Genç şimdiden Amerikan aksanını bağlamış, its gona be..... diye başlıyor çoğu cümlelere ama akıcı ve sakin bir şekilde anlatıyor derdini. Neler yapacaklarını, kapasitelerinin ne olduğunu, neler düşündüklerini sayıyor bir bir. Helal olsun dedim.
İtalya maçı sonrası ise Erbil Eroğlu var kamera karşısında. O biraz daha heyecanlı ve kelime tekrarı yapıyor biraz da gramatik hata yapıyor ama anlaşılır ve sade bir dil kullanıyor. Defansı önemsediklerini, sert bir takıma karşı mücadele ettiklerini, bronz madalyayı hakettiklerini vurguluyor. Röportaj biterken Ramazan geliyor şöyle bir bakış atıyor ve video bitiyor. Sevinç, hırs, arkadaşlık herşeyiyle takım kendini gösteriyor bizlere.
Dostlar bilmiyorum katılıyormusunuz bu düşüncelerime ama iletişim, konuşmak ve duruş. Bir sporcu için en önemli nokta. Eskiden basketbol kaliteli insanlar sporu diye geçerdi. Şimdi her kesimden insan var ama basketbolun onları eğitmesi gerektiğini düşünüyorum.
Sanki basketbol onları eğiteceğine onlar basketbolu kendilerine göre değiştiriyorlar, bazen de çirkinleştiriyorlar. Konuşmayı beceremeyen adam ile iletişim kuramadığın insan ile nasıl aynı takımda olacaksın yada nasıl anlaşacaksın neleri paylaşacaksınki?
Basketbolun dili tektir diyenler olursa onu futbol severlerde söylüyor ama basketbol biraz farklı demek geliyor içimden.
Verdiğim örnek Amerika'dan idi evet ama diyorum ya iyiyi örnek alacağımıza marjinal ve bir o kadar çirkin alışkanlıkları kendimize örnek alıyoruz ve bu beni açıkçası üzüyor.
Neyse genç milli takım ile ilgili son bir detay ile noktayı koyalım.
Dünyaca ünlü bir koç bu kez de kameranın karşısına geçmiş İtalya - Türkiye maçı ile ilgili düşüncelerini söylüyor. Eski Yugoslavya'nın yetiştirdiği önemli isimlerden Svetislav Pesiç şöyle diyor; İtalya güçlü bir takım Türkiye'de aynı şekilde. İtalya sert bir takım ve hücumda da başarılı bir ekip ama Türkiye de aynı şekilde savunma bakımından çok iyi. İtalya bugün maçı kazanabilir ama Türkiye'deki önemli isimler ön plana çıkıyor ve bence Türkiye gelecekte diğer takımlara göre çok daha başarılı isimler çıkaracak.
Biraz aklımda kalanı yazdım ama özetle söyledikleri buydu deneyimli koçun. Bu takımın çoğu isimleri Avrupa tarafından yakından takip edildi ve ediliyor da. Duruşları, hırsları ve takım içi dayanışmaları ile ön plana çıktılar. Dün de dedim dereceler tamam ama nokta isimler çok önemli. 93-94 hatta 95 jenerasyonundan bu bir çok isim kişilikleri ile iyi özellikleri ile ön plana çıkıp umarım Türk sporunda yer alan bir çok isim gibi sembol olurlar.
Tebrikler Erhan Toker, Polat Kaya, Semih Soğuksu ve daha isimlerini bilmediğimiz arka plandaki tüm emekçilere. Başarılarınızın devamı dileğiyle.
Yorum ekle
Uyarı: altyapibasket.com'a yorum yazan tüm ziyaretçilerimizin gerçek isim ve soy isim kullanmasını önemle rica ediyoruz. Takma isim ve büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Hakaret içeren, iftira içeren mesajlar yayınlanmayacaktır. Yorumlarınız editör denetiminden geçmektedir ve onay olmadan yayınlanmamaktadır.
İST. FİNAL GRUPLARI PUAN DURUMU
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
İST. KIZLAR LİGLERİ
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
İST. GE SERİ C PUAN DURUMLARI
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
İST. YE SERİ C PUAN DURUMLARI
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
İST. KE SERİ C PUAN DURUMLARI
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
ANKARA PUAN TABLOLARI
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
İZMİR PUAN TABLOLARI
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur


Yorumlar
Steve Nash orneginden yola cikarak belirttiginiz : oyuncularimizin duzgun konusamamasinin nedeni hepimizce malum ama acikca yaz(a)mamissini z.
Alt yapida oynayan ust duzey bir oyunca 1 sezonda yaklasik 120 mac yapiyor, antremanlarida ustune koyarsaniz okula zaman kalmiyor ve zaten gidemiyorlar.Lise egitimi alamamis bir oyuncudan lutfen duzgun konusma yapmasini beklemeyin.Bu cocuklarin sucu degil.
Amerikada belli not ortalamasinin altinda kaldiginizda sizi spor salonuna sokmazlar.Torpilde islemez
Lise egitimi alamamanin sonucunda ne oluyor;sadece 5 tane bilemedin 10 tane oyuncu 1. ligde yedekte sure almayi bekliyor,cunku her takinda 6+4 yabanci oyuncu var.Yani o kadar caba bosa gidiyor.
Isin dogrusu okullarda "devam" konusunda durust davranilmasi gerekir.Herkes seve seve Lise egitimini almali.Universitelerde Basketbol bursu olmasi icin de Universite ligi kurulmasi gerekiyor.
Neticede duzgun konusan bir oyuncu istiyorsak isi kuralina gore yapmamiz gerekiyor
Bu arada Steve Nash in kendi adini tasiyan bir vakfi +fitness clubu ve bir takimi varmis.Egitim altyapisi olan bir basketbolcudan ornek sadece.
Çok çok önemli bir durum (Enes Kanter gibi) olmadıkça yazılarıma bakarsanız hiç bir oyuncu hakkında şöyle böyle diye bir eleştiri veya övmem olmadı, olmazda. Kimseden bir çekincem yok ama daha altyapıdaki bir oyuncuyu kalkıp harikasın aslanım süpersin koçum demek veya rezil oynuyorsunuz demek gibi bir düşüncem hiç olmadı.
Bu yazı da yazmak için değil farklı bir noktaya temas etmek için yazılmıştır hayalkırıklığın a uğramanız beklentileriniz nedeni ile doğaldır ama teknik analiz yapacak bir görüntü olmadı elimde istatistiklere bakarak konuşanlardan değilim kusuruma bakmayın.
Nash diyaloğuna ayırdığım itina içinde kusura bakmayın bozuk bir düzene değindim ama sizin için önemli değilmiş bu durum içinde ayrıca özür dilerim :
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için