Türkçe İçin 9'a Basın
İyi yıllar dostlar, umarım en güzel geçirdiğiniz yıllardan daha güzel bir yıl olur diyelim ve gelelim esas meselelere. Ülkeyi veya basketbolu biz kurtarmıyoruz ama hiç olmazsa düşüncelerimizi yazarak, çizerek kendimizi tatmin ediyor, karşıt görüş olursa tartışıyoruz, didişiyoruz yılları bir şekilde geçiriyoruz.
2005 – 2008 yılları arasında gerek salonlarda gerekse değişik mekanlarda sunuculuk yapma fırsatım olmuştu.
2006’da bir festivalde sunuculuk yapmaya başlamıştım, bu benim ilk deneyimimdi ve heyecandan mı yada biraz çekingenlik mi diyelim organizasyonun ilk 10 dakikasında biraz tutuk, durgun, düz bir sunum yapmıştım ve festivalin organizasyon sorumlusu bu 10 dakikalık periyoddan sonra beni kendime getirmek için küçük bir yorum yapmıştı.
“Dostum yüzün güzel, bu işi biliyorsun belli ama nasıl derler ııııııhhhm!!! tam karşlığını bulamadım şimdi....”, “Heh tamam buldum...Entertaining deyılsın (doğrusu “değilsin” ama söyleme şeklini belirtiyorum), biraz daha aktif ol daha güzel olacaktır” dedi
Önce nasıl cevap versem diye durakladım ama sonra Ok, ok anladım ok.... diyerek bende artık günlük dile karışan İngilizce “Tamam” dedim ve baktık işimize...
Geçtiğimiz yıl Acun Ilıcalı’nın sunduğu Varmısın Yokmusun programında da komedyen Cem Yılmaz, İngilizcesinin ne kadar “Muhteşem” olduğunu göstermiş ve İngilizce Nasreddin Hoca fıkrası ile herkesi güldürmüştü, tabi o altyazı tercümesi olmasa yanmıştık ama çaktırmayın...
Oradaki en önemli replik “Hadi ama hoca” anlamındaki “Common Hoca” idi. Bende o repliği kullanarak bir altyapı maçında toplam 30 kişinin olduğu tribünü 1 kişi yüzünden boşaltırım tehdini yapan üst düzey bir hakeme isyanımı göstermek için kullanmış ve Common Hoca başlığı atmıştım.
Benim “Comon Hoca” başlıklı yazımdan sonra İngilizce biliyorum diye hava attığımı iddia edenlerin yoğunlukta olduğu Türkçe’ye sahip çıkalım eleştirilerinin olduğu mailler aldım.
Çok doğru eleştirilerdi ve bende hatalı olduğumu sonradan farkettim çünkü ne kadar epsri olsa da yazı dilinde Türkçe’ye sahip çıkılmalıydı.
Bağlamak istediğim esas noktaya gelirsek geçtiğimiz hafta İstanbul Basketbol İl Temsilcisinin bazı periyodlar yolladığı bilgilendirme yazısını okudum.
Maç trafiğinin yoğun olduğu, kavganın gürültünün az olduğu bir sezon izliyoruz altyapıda ve bunu da şu anki yönetimin insanlarla belli bir mesafede olmasından dolayı olduğunu söyleyebiliriz.
Şimdilik başarılı gidiyor, sezon sonuna kadar da bir aksilik olacağını sanmıyorum.
Şu anki yönetim mümkün olduğunca çocuklarımızın bir şekilde basketbol oynamalarını sağlıyor o nedenle tebrik etmek gerekiyor.
Hatta yazıda dikkatimi çeken bir organizasyon daha var. O’da, İstanbul’un ikinci ligi olarak tabir edebileceğimiz Seri B’den elenenlerin ve sezonu erken tamamlayan takımların İl Temsilciliğinin dışında bir organizasyon olan Basketbol Okulları Birliğinin düzenlediği lige katılmaları yönünde olan yönlendirme....
Malum İstanbul Basketbol İl Temsilcisi, Basketbol Okulları Birliği’nin kurucu üyelerinden hatta şu an başkanı.
Basketbol Okulları Birliği, İstanbul’un en krizde olduğu dönemde ortaya çıkmış ve düzenlediği organizasyonlarla kaosu önlemek için elinden geldiğince katkı sağlamıştır yine bu amaçla bir lig düzenliyor.
Herşey tamam, süper, şahane ve dört dörtlük yine alkışlarımızı yollayalım....
Amaaaaa!!! Gelelim esas noktaya. Bu önemli ligin ismi ne biliyormusunuz?
BDL! Yani Basketball Development League....
Nedir kardeşim bu lig diye soranların sayısı aslında günümüz dünyasında azdır çünkü İngilizce artık herkesin az da olsa öğrendiği, bildiği bir dil oldu.
Çok samimi söylüyorum, genç kardeşlerimizin gelişmesi için, boş kalmaması için önemli bir organizasyon yapılıyor ama neden adı İngilizce?
Neden BGL yani Basketbol Geliştirme Ligi, yada Basketbol Gelişim Ligi değil yada eski adı ile BOB ligi yani Basketbol Okulları Birliği Ligi değil?
Yok bu işi “Junior League” gibi markalaştırmak ise amaç onu bilemem fakat Junior Lig gibi akılda kalıcı ve ne olduğunu artık en “Junior” adamın bile bildiği bir kelime olsa tamam diyeceğim ama öylede değil ki upuzun Amerika’daki, NBDL özentisi bir isim.
Küçük bir nokta olabilir dert etmemek gerekir diyebilirsiniz ama ne bileyim dikkatimi çekti, hani bana İngilizce yazdım diye kızanlar aklıma geldi.
Amaç köstek olmak değil ama dedim ya, yazıyoruz çiziyoruz düşüncelerimizi aktarıyoruz diye...
For Turkish Press Nine!!! Diyerek bitirelim belki arayanlar olur benim gibi “Niye Türkçe değil ? ” diye soranlar olur....
Ali Emre Dedeoğlu
Yorum ekle
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur
Uyarı: Yayınlanan puan durumları resmi değildir ve hiç bir sonuç belirleyici değeri yoktur

